Ne meraklı bir milletiz alışmaya. Konu ne olursa olsun hemencecik alışıveriyoruz. Tamam, bir insana alışmak, günlük yaptığımız işlere alışmak kötü bir şey değil. Ama bizi kötü olan olaylara da alıştırmıyorlar mı? Bizler de ne yazık ki dünden razı gibi hemen alışıyoruz!

Depremler, doğal afetler, şehit haberleri, virüs, havai fişek fabrika patlaması, maden göçükleri, kadın, çocuk cinayetleri... Daha sayamadığım onca şeye çok normalmiş gibi alıştırıldık. Eveti hepsi olacak şeyler. Cinayetler hariç! Özellikle doğal afetlerin önüne geçemeyiz. Ama aklımız var değil mi çok şükür. Bunlar için tedbir alınabilir.

Örnek veriyorum. Bakın eskiden şehitler için kaç gün yas tutulur, bayraklar yarıya kadar inerdi. Şimdi yalnızca haberlerde 45 saniye şehit haberi sunulup geçiliyor. Düşen ateş yalnızca şehit ailesinin evine düşüyor. Ne ara geldik bizler bu hale?

En son vurucu olan depremden de bahsetmek istiyorum. Hani derler ya hep, bu dünya iyi insanlar sayesinde dönüyor diye. Bu gerçekten çok doğru. Elazığ’da olan depremde, kaç bina yıkıldı, kaç can gitti... Ama gördük ki iyi insanlar yardım için başka şehirlerden gözünü kırpmadan yola koyuldu. Yaşanan kötü olayları yalnızca yaşayanlara bırakmamak gerek. Aynı acıyı birlikte paylaşmak gerek. Çünkü bunların hepsi herkesin başına gelebilir. Bugün o insanlar evsiz kalıyorsa, yarın da bizler kalabiliriz. Veya hiç bu dünyada olmayabiliriz....

Bir an önce şu kötü olaylara alışmayı bırakalım diyorum. Can alan bütün alıştığımız olaylarda bırakalım alışkanlıkları. Tabi eğer hala vicdanınız varsa bunu yapabilirsiniz... Eskileri özlüyoruz... Çünkü eskiden daha temizdi vicdanlar...