Müzik ruhun gıdasıdır diyen kişi ne kadar da doğru demiş değil mi? Üzüntümüzde, sevincimizde her anımızda ona sığınırız. Hele bir de bağımlılık yaptıysa tamam. Artık insanın hayatı müzik olmaya başlar. Müzik dinlemeden çalışamaz, kulaklıksız evden dışarıya adım atamaz. Gece yatarken müzik açar öyle uyur veya sabah kalktığında ilk işi yine güne müzikle başlamak olur.

Bazı şarkılar vardır insanda anısı olan. Sözlere odaklanınca insanın içine dokunan şarkılar. Ne kadar da beni anlatmış dediğimiz durumlar... bir şarkıdaki sözlerin başrolüne kendimizi koyarsak daha bir severiz müziği. Karışık bir müzik listesiyle her zaman her modda her şarkıyı dinleyebiliriz.

Eskilere bakıyorum da çıkan albümler, şarkılar ne kadar da anlam taşıyor sözlerinde. Şimdi ise öyle mi? İki lafı bir araya getiriyorlar tamam da sözler birbirini tamamlayıp bir anlam bütünlüğü oluşturmuyor. Burada sözlere değil sadece müziğin ritmine odaklanmak zorunda kalıyoruz. Ya beğenip yalnızca müziği için dinlemeye devam ediyoruz, ya da hiç beğenmeyip kapatıveriyoruz.

Her zaman derim. Eskilerin tadı başka hiçbir şeyde bulunmaz. O göçüp giden efsane sanatçıların, anlamını yitirmeye başlayan şarkılar. Eskileri hiç bir zaman unutmamak gerek. Çünkü iyi veya kötü bir anısı vardır. Bizler için ya tecrübe olmuştur ya da armağan.

Sizi anlatan, sizin için yazılmış gibi olan şarkıları dinlemeye özen gösterin. Uzun bir zamandır dinlememiş olsanız bile, yarın bir gün bir yerde kulağınıza çarptığında içiniz huzurla dolacak. Ve o şarkı sizi geçmişteki anınıza sürükleyecek. Unutmayın ki; Aniden karşımıza çıkan bu anısı olan şarkıyla geçmişe dönmek bize özümüzü de hatırlatabilir...