Andre Gide, “Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez” der.

Bugün, kanatlarının ne kadar büyük ve güçlü olduğunu, özgürce uçabildiğini gördüğümüz Hanife Selin Özel’i yakından tanıyacağız.

3 Aralık Dünya Engelli Farkındalık günü. Fakat anılan bu özel gün 4 Aralıkta unutulur. Kalıplaşmış diğer günler gibi... Bu röportajı özellikle 3 Aralık geçtikten sonra yapıyoruz. İlkokul ve ortaokul sıralarını paylaştığım çocukluk arkadaşım Hanife Selin Özel ile bu günün 3 Aralıkta kutlanmasının doğru olmadığını, senenin her gününü farkındalık günü olduğunu her gün bu bilinçle hareket etmemiz gerektiğinin altını çizmek istiyoruz. Ve özellikle 3 Aralık günü insanlar sosyal medya hesaplarından, fotoğraflar paylaşıp bu günü yâd ediyorlar. Toplumdaki bazı kesimler günlerin anlamlarını karıştırıyor.

Bu özel günün amacı farkındalıktır. Bu röportajımızın amacı da farkındalığa katkı sağlamaktır.

Söz Hanife Selin Özel’de...

Okuyucularımız için kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Öncelikle merhaba benimle röportaj yapmak isteyip bu şansı verdiğin için teşekkür ederim. Ben, Hanife Selin Özel. 23 yaşımdayım. Balıkesir’liyim. Balıkesir Üniversitesinde Bilgisayar Programcılığı okudum.  Şu an herhangi bir yerde çalışmıyorum. Evde kokulu mumlar yaparak, satıyorum. Bu röportajdaki asıl amacım farkındalığının olduğunu savunup bir haber olanlara karşı, asıl farkındalığın ne olduğunu vurgulamak...

3 Aralık Uluslararası Engelliler Günü’nün, Engelliler Haftası’ndan farkı nedir?

Ben her ne kadar farkını bilsem de çoğu insanın bu farkı bildiğini sanmıyorum. Engelliler günü ve engelliler haftası iki farklı tarihler olduğunu bilmeyen o kadar çok insan var. Aynı engellilerin çektiği zorlukları bilmedikleri gibi... Engelliler günü dünyada organizasyonlarla kutlanır. Gönüllü kişilerle yapılır. Tek bir gün ile sabittir. Engelliler haftası ise yine dünyaca kutlanır. Okullarda her gün farklı engeli konu alan haftadır. Haftaya yayılır.

Sizce Engelli kavramı toplumda doğru tanımlanıyor mu? Size göre nasıl olmalı?

Tabii ki de her kullandığımız kelimenin anlamını bilmediğimiz gibi, engelli ve özürlü kelimelerini de yanlış yerlerde kullanıyoruz. Emin olun bu çok kırıcı! Lütfen engelli birinden bahsederken özürlü kelimesini kullanmayın. Bunun yanın da sakat kelimesini de. Özürlü demek özrü olan demek, bizim ÖZRÜMÜZ YOK!

 

Engelliler için kamu ve kuruşlarda yapılması gerekenler nelerdir?

Kamu ve kuruşlarda bizim için yapılacak en güzel şey değerdir. Değer gösterdiğinizi bilmek, bizim için giriş-çıkışları rahatlıkla kullanılabilir hale getirmek her şeyin en önemlisi. Ama ne yazık ki değersiziz!

 

Toplumun engelli bireylere karşı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Toplum olarak düşünüldüğünde kimsenin hakkını yemek istemem şayet, arabalarınızı kaldırımlarda bizim için yapılmış olan yerlere koyduğunuzda inanın bizi çok zor durumda bırakıyorsunuz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın demeyin gün gelir siz de biniverirsiniz tekerlekli sandalyeye...

 

Birey olarak engellilere karşı tutumumlar nasıl olmalıdır?

Engelli bireylerin toplum için önemli fikirler doğurabildiğini düşünüp kararlarına saygı gösterilmeli, önemsenmeli, fikirleri alınmalıdır.

Eğitim hayatınızdan bahseder misiniz? İlkokuldan bu yana karşılaştığınız zorluklar oldu mu?

Ben ilkokulda başıma gelebilecek en iyi öğretmenlerle en iyi arkadaşlarla okudum. Beni böyle pozitif bir birey yapan öğretmenlerim, arkadaşlarım oldu gerçekten. Eğitim hayatımda hiç hor görülüp dışlanmadım aksine hep sevildim değer gördüm. Bunun için de tüm eğitim hayatımdaki öğretmenlerime ve arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Üniversiteye akülü sandalyeniz ile kimseden yardım almadan tek başınıza gittiniz. Ne yazık ki insanlar toplum içine karışmakta zorlanıyor ve kendini toplumdan soyutluyor. Siz zincirlerinizi kırmışsınız. Bunu nasıl başardınız? Bu gücünüzü neye borçlusunuz?

Bir önceki soruda cevapladığım gibi arkadaşlarım öğretmenlerim beni bu hayatın zorluklarına nasıl baş edeceğimi öğrettiler ben dik durduğum sürece kimse beni yıkamaz. Ben aile açısından da çok şanslıyım. Ailem hep arkamda olduklarını hissettirdi. Onların varlığı bana hep güç verdi. 3 sene önce vefat eden güzel anneme:

-Kızın hep güçlü olacak, bedenen yanımda olmasan da ruhen hep yanımda olduğunu biliyorum seni çok seviyorum bir o kadar da özlüyorum demek istiyorum...

 

3 Aralık Dünya Engelli Farkındalık günü fakat toplum buna bu yönde bakmıyor. Engellilerin günü olarak görüyor ve farkındalığı ikinci plana itiyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Evet, sadece bizim günümüz olarak kutlanıyor. Hâlbuki her birey bir engelli adayı değil midir? Bizi sadece bir gün düşünmenizi istemiyoruz. Biz hayatınızdayız, biz varız bizi görmezden gelmeyin.

2018 verilerine göre 7,594 milyar insanın arasında sadece 1 milyarını biz oluşturuyoruz bizi bu sayının içinde hor görmeyin. 1 gün değil her gün dikkat edin, arabalarınızı koyduğunuz yerleri, yaptığınız inşaatları, girdiğiniz sinema salonlarını bir tekerlekli sandalyeye oturup düzenleyin. Emin olun o zaman daha çok güzel bir dünya olacak.

 

 

Sadece 3 Aralık farkındalık günü olmamalı dedik. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Bilindiği üzere 3 Aralık Engelliler Günü. Ama biz sadece 3 Aralıkta engelli değiliz, biz her gün engelliyiz ve bunu böyle kabul etmelisiniz. Biz çoktan kabul ettik ya siz? Sosyal medya hesaplarına duyarlı gözükmek adına tekerlekli sandalye fotoğrafları koymak ile bitmiyor ne yazık ki iş!

Bugüne kadar yaşadığınız çevrenizdeki insanların tavırlarını ele alırsak takdir ettiğiniz ve kınadığınız bir anınızı anlatır mısın?

Ufak bir anım var evet. Ben 12. sınıfta Altıeylül İlçe Milli Eğitim de staj yapmıştım, yer olarak Balıkesir Valiliğindeydik. Vali Bey yürürken bilindiği üzere kimse ondan önce hareket etmez, onun geçmesi beklenir. O dönem Şu an Mardin’de görev yapan eski valimiz Mustafa Yaman Bey vardı görevde, dışardan gelmişti herkes durmuştu onun geçmesi bekleniyordu. Bana döndü, “sen geç” dedi. “Yok efendim siz geçin” dediğimde; “ Vallahi sen geçmeden geçmem” demişti. Önünden beni geçirmesi beni çok mutlu etmişti önemsemişti çünkü. Bu kimine göre sıradan olabilir ama bir engellinin önemsenmesi değer verilmesi onu hayata kazandırır.

Bildiğim kadarıyla kokulu mumlar üzerine çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz. Bize biraz çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Ekpss’ ye girdim. Sonucumu beklerken oyalanmak amacıyla sevdiklerime, sevdikleri için ufak çalışmalar yapıyorum. Onlarla ilgilenmek bana huzur veriyor.

Hayattaki en büyük tutkunuz nedir?

Hayattaki en büyük tuttum ailem. Onlarla vakit geçirmek, onlarla aktiviteler yapmak benim için paha biçilemez.

 

Asıl engelin fiziksel engel olmadığını düşünüyorum. Toplumun büyük kısmının da böyle düşündüğünün farkındayım. Sizce hayattaki asıl engel nedir?

Asıl Engel Kalptedir.

Maddi yönde imkânı olup da çocuklarına tekerlekli sandalye temin etmeyip, eğitimini tamamlamasına imkân sağlamayan aileler var. Onlara ne söylemek istersiniz?

Keşke “Maddi durumdan dolayı okuyamadım” diyen hiç kimse kalmasa şu dünyada. “Tekerlekli Sandalye” ne kadar basit bir kelime değil mi? O kelimenin içinde hayat var, umut var, özgürlük var ve bu özgürlüğü veren ailelere iyi ki varsınız demekten başka ne diyebiliriz ki..

Hayatınızda engeliniz yüzünden çekindiğiniz fakat “ben ne olursa olsun bunun üstesinden gelirim” deyip başardığınız bir şey var mı? Varsa nedir?

Aslında ben çok küçük yaşlarda kendimle barıştığım için böyle bir sorunum olmadı ama üniversite için herkes “Uzak zor olur boşver gitme” dedi. Ben de “Yaparım” dedim. Ve yaptım.

Sizin gibi güçlü bir karakterin hayatında kendine ilke ediği bir cümlesi muhakkak vardır. Nedir?

Kendime ilke edindiğim değil de sevdiğim bir Necip Fazıl Kısakürek sözü var “Sevdiğini belli et… Gizlemek başkalarına fırsat vermektedir.” Aynen öyle işte engelliyim, başaramam yapamam dersek başkalarına fırsat veririz her konu için geçerli.

 

Gözlerinizi kapatıp bugüne kadar hayal ettiğiniz herhangi bir şeyin resmini çizecek olsanız, ne çizerdiniz?

Kendimi. Yürüyebilen bir Selin çizerdim.

 

Yerel yönetimlerin engelsiz bir yaşam için gerçekleştirdiği uygulamaları yeterli buluyor musunuz?

 

Ben bu soruya başımdan geçen tatsız bir anıyı anlatarak cevap vermek istiyorum.

1 sene önce Altıeylül Halk Eğitim Merkezine başvuru için gitmiştim arkadaşımla. Ön kapı merdivenli diye üzülmüştüm. Biri geldi “arka tarafta girişimiz var” dedi ve bizi götürdü. İçeriye girdik en çok engellilerin olduğu merkezde asansör yoktu. Yetkili biriyle görüşmek istediğimi söyledim. Bana kapıcıyı gönderdiler. Ben o yaşıma kadar hiç böyle değersiz önemsiz hissetmemiştim. Kapıcıyı aşağılamak adına söylemiyorum bunu. Genelde devlet dairelerinde kimse kendi işini yapmaz. Kendi işinden anlamadığı için de hep başkasına yıkar. Bunu vurgulamaya çalışıyorum.

 

Yerel yönetimlerden engelli bireylerin engelsiz bir yaşam sürmesi için herhangi bir talebiniz veya öneriniz var mı?

 

Bina girişlerinde, sinema salonlarında, kafelerde, kaldırımlarda biz engellileri düşünerek yapılması bizi çok mutlu edecektir.

Faaliyete geçirmeden önce düşünürken bir engelli sandalyesiyle yaşıyor gibi düşünmek, yaparken de engelli sandalyesi ile girecekmiş, oturacakmış gibi yapmak herkes için daha faydalı olacaktır.

Son olarak, kabuğuna çekilen hedeflediklerine cesaret edemeyen arkadaşlarımıza ne söylemek istersiniz?

Bunu yeri geldiğinde sık sık anlatırım aslında demiştim ya üstteki soruda özürlü kelimesi kırıcı olabilir diye bu sebepten evde odasına kapanıp günlerce yemeden içmeden hayata küsen birçok engelli var. Arkadaşlar, bu sadece size zarar. Lütfen kendinize gelin! Siz çok değerlisiniz sizden güzeli yok. Siz bu dünyadaki en iyi insanlarsınız kalbinizin güzelliği yeter. Asla cesaretinizi kaybetmeyin, başarırım deyin ve başarın. Emin olun siz mutlu olduğunuz da dünya daha güzel hale geliyor.

Eklemek istedikleriniz var mı?

Tüm engelli bireylerin sesi olma fırsatını bana verdiğin için teşekkür ederim.