Dün Nazım Hikmet'in 118. Doğum günüydü. Ülkemizin memleket kokulu şairine gelin biraz yakından bakalım. Belki de ülkece tartışmaktan ziyade o dizelerini anlayabilsek siyaseti karıştırmasak Nazım'ı anlayan, okuyan ve yurtseverliği benimseyen daha çok kişiye ulaştırabilirdik. Nazım Hikmet benim nazarımda tüm zamanların gelmiş geçmiş en mükemmel anlatıma sahip olan şairidir.

Mesela vazgeçişi en iyi o anlatmıştır.

***

Ne ben Sezar'ım,

Ne de sen Brütüs'sün.

Ne ben sana kızarım

Ne de zatın zahmet edip bana küssün.

Artık seninle biz,

düşman bile değiliz.

****

Türk edebiyatının en büyük birkaç şairinden biri olan Nazım Hikmet ayrıca çok iyi bir düşünürdü. Bursa'da cezaevinde tutsak olduğu dönemde koğuş arkadaşlarını okumaya yazmaya yönlendiren Nazım, aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir.Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:

- Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir? der.

Nazım'ı odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:

- Demek nazım sizsiniz, der.

Nazım'a oturması için yer göstermez.  Kısa bir konuşma sonrası, "gidebilirsiniz" der. Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:

- Ömer Hayyam adını duydunuz mu? diye sorar.

Müfettiş hemen atılır:

- Kim duymaz Hayyam'ı.

Nazım: - Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi? diye sorar.

Müfettiş şaşırır. Nazım konuşmasını sürdürür, görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak, der çıkar. Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım'ı geri çağırır ama nazım, koğuşunun yolunu tutmuştur.  Sahi, o dönemin adalet bakanı kimdi?