.

Yazının başında şunu belirtmem gerekiyor sanırım; fantastik olsun çamurdan olsun diyenlerdenim ve aslen gençler için yazılmış bilimkurgu roman serisi olan Ölümcül Makineler’i (Mortal Engines) sinemaya uyarlanacağı günden beri yakından takip ediyorum. Bu serinin kitapları, gençlere yönelik yayınları çeviren ve basan ON8 Yayınları tarafından dilimize kazandırıldı. Filmi izledikten sonra romanları da okumanızı tavsiye ederim ama şunu bilmeniz şartıyla; tıpkı Game of Thrones serisinin TV uyarlamasında olduğu gibi, romandan giderek bağımsızlaşan bir film Ölümcül Makineler...
 
Film başlar başlamaz bir dış ses bize yeni dünya düzeninin nasıl oluştuğunu anlatıyor ki daha burada Mad Max’in kıyamet sonrası (post apokaliptik) setinin filmin en büyük esinlerinden biri olacağını ve asıl niyeti anlıyoruz. Mad Max, Terminator, Star Wars, Matrix, The Lord of the Rings (Two Towers), Indiana Jones, Castle in the Sky... Saymakla bitmez! Ölümcül Makineler, fantastik sinemada tutmuş tüm fikirlerin aynı tabakta toplandığı ve bunları (Wild Wild West gibi bir büyük bütçe felaketine yol açmış) steampunk sosuyla lezzetlendiren ortaya karışık bir iş. Film bunu yaparken, 100 milyon dolarlık bütçesine ve Weta Digital tarafından üretilmiş özel efektlerine bel bağlıyor.