Özlemle anılan günlerimiz, çocukluk günleri.. Bizim için herşeyin  masum olduğu zamanlardı, küçücük nedenler yeterdi mutlu olmamıza.. Geçmişe dönmek için hiç birşey yapamıyoruz. İnsanların birbirlerine bu kadar düşmanlık duymadığı, tecavüzün, şiddetin yozlaşmanın böylesine olmadığı farklılıklar yüzünden birbirimizi öldürme noktasına gelmediğimiz o temiz günlere..

Alıştık, alıştırıldık acı haberlere. Bir iki gün konuşulup unutulur oldu.İşte gerçeğin en acı yönü de bu.. Şimdilerde kadın cinayetleri, çocuk istismarları. Çocuklar bilmez dini, dili, ırkçılığı büyüktür yürekleri.Ya çocuklar yönetmeliydi dünyayı ya da yönetenlerin içindeki çocuk asla büyümemeliydi.

İnsan sorgulamadan edemiyor, neden böyle bir yüzyıla denk geldim diye... Keşke eski hayatımızın temizliğinde kalabilseydik. Hayat o şekilde devam etseydi de, bu yüzyıldan bu kadar nefret etmeseydik.

Aman kızımıza bir şey olacak mı? Aman çocuğum yalnız dışarıya çıkmasın! Bu amanlarla kafayı yiyecek duruma geldik. En basit örnek olarak eskiden gönül rahatlığıyla yaptığımız şeyi şuan yapamıyoruz. Çocuğu komşuya emanet edemiyoruz.

Hatırlar mısınız? Hepimizin anneleri ve babaları bizim için birer kahramandılar. Bizleri kahraman yetiştirmek için çabalayan ebeveynler. Şimdiyse değişen ve yozlaşan bazı şeyler var. Biz çocuklarımıza ahlakın en güzelini ve en doğalını aşılamalıyız. Az önce de dediğim gibi çocuklar din dil ırk bilmezler onları yetiştirebilmeli, insan olmayı ve insan olmanın gereklerini öğretebilmeliyiz. Onlar boş ve yazılmayı bekleyen bir kağıttırlar çünkü. Bu kağıdı yazarken fazla mürekkep göz çıkartabilir veya eksik yazılan bir yazı hatalara sebep olabilir.  Aynı şuan ki yüzyılda olduğu gibi...