Cumhuriyet Halk Partisi Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin, deprem felaketinin üzerine yaşanan sel afeti sebebiyle gittiği Adıyaman’dan açıklama yaptı. Aceleyle kurulan çadırların, yağmuru ve yağış yönünü hesap etmeden kurulduğunu ifade eden Aytekin “ yaşanan doğa olayları nasıl afete dönüşür hep birlikte görüyoruz.

Önce depremin yıktığı kentlerde aceleyle kurulan, hiçbir bilimsel öngörüyü dinlemeyen yetkililerin cehaletinin bedelini halka ödettiriyorlar. Adıyaman’da sel sularına kapılıp kaybolan iki yurttaş hala yok. Biri anne biri kız iki kişinin ise cenazesine ulaşıldı. Çadır kentleri su basmış, insanlar perişan şekilde. Depremde mağdur olanların mağduriyetine bir de sel eklenmiş oldu. İşte asrın felaketi tam da bu hesabı kitabı yapmayanlardır. Asrın tek felaketi AKP’dir.” dedi.

CHP’li Aytekin’in açıklaması şöyle:

6 Şubat günü Türkiye’yi karanlığa sevk eden bir deprem yaşandı. Resmi rakamlara göre 48 bini geçkin can kaybının yaşandığı, yüzbinlerce kişinin evsiz kaldığı 11 ili vuran depremde özellikle ilk iki gün hiçbir yetkili bulunamadı. Alelaceleyle yapılan, bilimsel hiçbir yönü bulunmayan yöntemlerle depremzedeler geçici barınma yerlerine yerleştirildiler. Yapılan çadır kentler ise mevsimsel özellikleri hiç düşünmeden, altyapısı yapılmadan inşa edilince yeni bir yıkıma sebep oldu. Adıyaman’ın yaralarını sarmak için buradayız, yaşananları gördükçe çaresiz bırakılmanın ne demek olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Böyle bir beceriksizlik dünyada görülmemiştir. Şimdi bu çadır kentleri bu şekilde bırakanların, yapacağı deprem konutlarını ne tamamlayabileceğinin ne de sahiplerine teslim edebileceklerinin hiçbir gerçekçi yanı yok.

 

‘Vatandaşın Evini Yıktılar, Krediyle Ev Satacaklar’

Afeti fırsata çeviren bir AKP ile karşı karşıyayız. Vatandaş evlenmiş, altınını bozdurmuş, borç yapmış, kredi çekmiş milyonlarca liraya ev almış. Ama bir gecede tüm hayalleri tüm birikimleri yerle bir olmuş.  Sonra birileri oturmuş, inşaat lobilerine burayı teslim etmiş. Bunlar hem hafriyattan para kazanacak üstüne bina yapacak, yetmeyecek bu binaları evleri yıkılan depremzedelere satacaklar. El insaf! Bu vicdansızlıktır ve suçtur. Anayasamızın 125. Maddesi diyor ki ‘İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.’

Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi eve ruhsat vermişsin, 23 imza atmışsın, denetim yapmışsın, ev yıkılıyor, enkazda kalıyor. Sen ev yapıp vatandaşa satıyorsun. Olmaz! İdarenin kusuru var mı var, zararı ödemekle yükümlü mü evet. O zaman gereğini yapacaksınız. Vatandaşı daha fazla mağdur etmeyeceksiniz.

 

Balıkesir’de Havaalanları, Hastaneler, Okullar Hala Risk Altında

Buradan Balıkesir’e baktığımızda da durum benzer nitelikte. Balıkesir 1.derece deprem bölgesi. Ve büyüklüğü 7’nin üzerinde deprem üretebilecek çok sayıda fay var. Şimdi AFAD’ın İl Afet Risk Planı’na baktığımızda Körfez bölümünün tamamında bir zemin sıvılaşmasının olduğu açıkça yer almış. Zamanında söyledik, yine söylüyoruz, Balıkesir Şehir Hastanesinin hemen üzerinden fay hattı geçiyor. Ve hastanenin zemini riskli. Edremit gibi büyük bir ilçede hala ortada olmayan bir devlet hastanesi yatırımı var ki, yeni yeri olarak düşünülen alanlar da depremsel kuşak içerisinde. Merkezdeki havaalanı çalışmıyor, Körfezdeki Kocaseyit Havaalanı da zemin sıvılaşma riskinin olduğu alanın hemen üzerinde. Okullarda güçlendirme çalışmaları ne yapıldı diye sormuşuz, 2020 yılında 15 okul ve 4 pansiyon için güçlendirme kararının alındığı ve devam ettiği, 4 öğretmenevi, 1 lojman binası, 3 spor salonu, 2 pansiyon binası, 1 Halk eğitim merkezi ve 44 okul için yıkım kararı verilerek yıkıldığı bilgisini vermişler. Ama görüyoruz ki birçok kamu veya özel okulda aynı riskler sürüyor.

‘Balıkesir İçin Eylem Planı Hayata Geçmek Zorunda’

 

Yine AFAD’ın İl Afet Risk Planı’na baktığımızda Balıkesir için ciddi heyelan riski ifade ediliyor. Balıkesir’de ciddi bir eylem planı hayata geçmek zorunda. Bu afet bir gün Balıkesir’i vuracak. Ama bunu en az hasarla atlatmak mümkün. Afetten sakınma programının derhal hayata geçmesi gerekiyor. Bunun için de şehirdeki tüm paydaşlar, akademik odaların çizeceği bilimsel çerçeve ile kapsamlı bir süreci başlatmalı. Raporda yazılması gereken ne varsa yazılmış. Tıpkı Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman için ne yazılması gerekiyorsa yazıldığı gibi. Bunu yapacak olan irade şehrin iradesidir. Siyasal kaygı ile iktidar biziz diyerek yola çıkanların 20 yıl sonunda halkın katledilmesine nasıl göz yumduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bir an evvel zaman kaybetmeden adım atılması gerektiğini söylüyoruz.”