Çocukluğumuzda annelerimiz ve babalarımız çok fazla radyo dinlerlerdi. Eskiden radyo yayınlarında tiyatrolar olurdu. Arkası yarın kuşağı vardı.

 Bir d o meşhur “Yurttan Sesler Korosu” vardı ve radyoyu sabah erken saatlerde açmış iseniz denk gelmeniz çok büyük olasılıktı. Otobüslerde, taksilerde hemen hemen herkesin evinde haberler radyodan dinlenirdi. Artık insanlar eski radyoları evlerin dekor yapmak için antikacılardan toplar hale geldi. Çünkü gelişen teknolojiyle artık ya telefonlardan ya da bilgisayarlardan müzik dinlemeyi tercih ediyoruz. Bir de gramofonlar vardı müthiş bir sese sahip. Şimdilerde tekrar moda olan. Cızırtılı sese sahip plaklar. Daha sonraları kasetçalarlar takip etti. Bir de bu cihazlarda dinlenilen efsane müzikler. İşte benim çocukluğumda bizim evde en çok dinlenilen seslerden birisi olan Zeki Müren’in bugün vefatının yılı. Kendine has bir ses tonu olan, kendine özel kıyafetleri olan bir daha yeri doldurulamayacak sanat güneşimiz. Türk Sanat Müziği’ni bir çok kişiye sevdiren hayata duruşuyla radikal bir sanatçı. Enstrüman yardımı olmadan müzik seslerini en doğru şekilde çıkartabilen tek kişi. 1991 yılında Devlet Sanatçısı ünvanını almıştır. Ayrıca ilk Altın Plak Ödülü’nün de sahibidir. Müzik hayatı boyunca altı yüzden fazla plak çıkaran ve üç yüzden fazla beste yapan Zeki Müren filmlerde de oynamış oyunculuk alanında da başarılı olduğunu göstermiştir. Çocukluğumda hatırlıyorum da yılbaşı geceleri saat 12’yi beklerdi herkes. Önce yeni yılın gelişi kutlanır arkasından herkes televizyon başına kilitlenirdi. Biz de beklerdik her ne kadar niye beklenildiğini küçük olduğumuzdan dolayı anlamasak ta yaşlarımız ilerledikçe sesin, sanatçının ve yapılan bestelerin önemini anlamaya başladık.