Bulutlara bakıp, dilek diledik.

Senin haberin olmadı.

**

1999 yılında UNESCO tarafından ilan edilen 21 Mart Dünya Şiir Günü kutlu olsun. Kutlansın. Kutlatılsın. Şiir çağının yankısıdır. Şairler, sözlerin ustasıdır.

**

Siz hiç sözcükleri suya batırıp çıkarttınız mı? Hiç avucunuzun içine sıkıştırıp defalarca sürttünüz mü? Üzerine bir leke dahi gelmesin diye çabaladınız mı? Sonra hepsini alıp bir ahenk içinde evin avlusundaki ipe dizdiniz mi? Tam güneşin göreceği yere...

Üzerlerine batırdınız mı mandalları? Avlunun sıcaktan çatlamış betonuna damla damla akan sularını izlediniz mi? Kuruduktan sonra mandallarından ayırıp topladınız mı? Üzerlerine ütü bastınız mı? Yerlerine özenle yerleştirdiniz mi? İçinize sinmediğinde tekrar suya daldırmadınız mı? Canınız zaman zaman yıkamadan önce ütülemek istemedi mi? Ütülemeden önce mandallamak, mandallamadan önce katlamak, sıkılınca ıslak ıslak ateşe vermek... Tutuşmayacağını bile bile.

İnsan, şiir yazarken yeri geldiğinde sözcükleri yıkarken, yeri geldiğinde ipe dizerken, yeri geldiğinde de kuruturken buluyor kendini. Garip gelebilir hiç şiir ile ilgisi olmayana. Sanata uzak olana... Garip ve komik!

Yazmayan anlar mı ki? Bu ‘yaşamayan bilmez’ dediklerinden mi?

İnsanların bakış açılarını, gözlerinin önünden geçenleri nasıl analiz ettiklerini hep merak etmişimdir. Yaşanan ile görünen aynı mıdır?

 

 

 

Canı çekiyor bazen insanın. Kelimeleri dize getirmek çekiyor. Hatta bazen, ‘dizelerinin sonunda ahenk yok’ diye başına dikilmiş koca ağızlı,  hayatında hiç şiir okumamış heriften nasihat dinlemek çekiyor.

Zaman zaman yazıyı akıtırken ucundan dökülen tozları şiire serpmek, tadına bakmak, baktırmak. Yanmayacağını bile bile suyu tutuşturmak, tutuşmayınca ağlamak çekiyor.

‘Deli işi mi bu biraz’ dediğinizi duyar gibiyim.

Defterle konuşmak mı? Kâğıda sinirlenmek mi? Kalemin kalbini kırmak mı? Biten şiir ile dans etmek mi? Hangisi delilik?

Kendini sıradan olmaya zorlayan insanların, yaşamları boyunca fark edemediği güzellikleri, fark edemeden hayatları devam ettirebilmeleridir asıl deli işi.

Şiir bu, şiir! ‘Sağ baştan say’ sesinden sonra, sıranın en sonunda kalan çocuğun aklından geçenleri kalbiyle buluşturmasında yaşadığı ıstırap gibi...

İnsan denklem yaratır, yarattığı denklemden kendisinin çıkmasını bekler. Bekleyişine yazar. Sıranın sonuna yazar. Ah! Şiir neye yazılmaz ki azizim?

Yazarken bulursun yolunu. Kaybettiğini, kaybetmek istediğini, kaybetmiş varsaydığını... Çiçekler susuzluğa dayanır da, insan şiirsizliğe dayanamıyor.

Şiir, silahtır da mesela. Zararsızdır. Ama korkutur. Korkanlar vardır. Vardır ki zamanında şairleri, parmaklar arasına sıkıştırmışlarıdır.

Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Ahmed Arif...

Nahif ruhlarından kalemlerine akanlar, parmaklıkların ardına sürüklemiştir onları ve daha nicelerini.

Bir uçurumun kıyısına yaklaşmış ama düşecek yerin kalmamıştır.

Çaresizlikte...

Hayata meydan okuyup işe yaramadığını bile bile tekrar ayaklanmışsındır.

Ümitte...

 

Kırılan bütün düşlerini kurumuş çiçek saksısına sıkıştırıp, yoluna devam etmişsindir.

Umursayışta...

Bulutlara bakıp, dilek dilemişsinizdir. Onun haberi olmamıştır.

Aşkta...

Şiir yaşamın Esbab-ı Mucibesidir.

En gerçekçi gerekçesidir.

**

Yazımın devamında sizleri, yaşamını şiire adayan şairlerin şiir ile ilgili sözleriyle baş başa bırakıyorum.

“Şiir, Matematik gibi kolaydan başlanıp öğrenilmez. Kolaylık, bir beğeni  olarak yerleşiverir. İnsanın kişiliğine, sonra da kolay kolay değiştirilemez.”

Turgut Uyar

“Şiir, sözcüklerin dinidir.”

Mallarme

“Şiiri yöneten tek bir şair yoktur.”

Pablo Nerudo

“Şairin şiiri, onun kişiliğidir; bütün hayatıdır. Bu anlamda şiirsel yapının, neredeyse organik bir şey olduğunu düşünüyorum. Yaşayan, kımıldayan, soluk alıp veren canlı bir organizma.”

Ataol Behramoğlu

“... Duygular, düşünceler sözcükleri değil; sözcükler duygularımı, düşüncelerimi yönetiyor. Ressam Degas’ın “Çok güzel duygularım var ama şiirde başarıya eremiyorum. Neden?” diye sorması üzerine,

 

 

 

Mallarme; “Dostum” demiş. “Şiir sözcüklerle yazılır. Herkesin duyguları, düşünceleri vardır. Yetseydi herkes şair olurdu.”

Melih Cevdet Anday

“Şiir, anayasaya aykırıdır; doğanın ahlakı kovduğu yerdedir; yasa dışıdır.”

Cemal Süreya

Hande Balcan