Tam da zamanı dediğimiz anlar vardır.Ömrümüzden bir saniyesini bile boşa geçirmek istemediğimiz.Bir insan için zamanın uzunluğu o kişinin ömrü kadar,eni ise zamana verdiği değer kadardır.
    Ne var ki hepimizin yakındığı şey  zamanın çok hızlı geçmesidir.Her gün hepimizin  hesabına 8640 saniye yatıyor.Biz bunu nasıl değerlendiriyoruz ona bakalım.Elimizde son model akıllı telefonlar,tabletler bir saatlik bir zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamıyoruz.
Yoldan geçen birisi kahvehanede okey oynayan birilerine diyor ki:Okey oynamanız beni hiç; ama hiç ilgilendirmiyor, ben sizin zamanınızı boşa harcamanıza kızıyorum, diyor.Tam da üzerinde durulması gereken konu bu.İnsan zamanını harcamak  için böyle yolları niye seçer?Dostlarla,arkadaşlarla eğleniyoruz ya!Hiç mi eğlenmeyelim diyeceğiz.Geçip giden zaman.Elimizden akıp giden boş boş geçirdiğimiz bir ömür...
Bir saniyeyi bile ertesi güne aktaramıyoruz.Zamanı duraklatamıyor,geriye alamıyor,yarına transfer edemiyor,satın alamıyor,ödünç veremiyoruz.Bize verilen bu zamanı nerede,nasıl değerlendiriyoruz?
 Harcadığımızda yerine koyamadığımız tek şey zaman.Zamanın hızlı geçmesi aynı zamanda kıyametin de bir alametidir. Bir yıl bir ay kadar, bir ay bir hafta kadar, bir hafta bir gün kadar ve bir gün ise bir yaprağın yanıp kül olması kadar hızlı geçiyor.Farkındayız; ama bunu durduramıyoruz.
Durdurulamaz,önüne geçilemez bir zaman olgusunun içindeyiz.Yuvarlanıp gidiyoruz.Peygamber Efendimiz (SAV) buyurmuşlardır ki:“İki  nimet vardır ki insanlar bu iki nimette  aldanmıştır.Boş vakit ve sağlık.”Bu iki nimet çok önemlidir.Bunların kıymetini  kaybetmeden önce çok iyi bilmeliyiz. 
Zamanı boş geçirerek değil; bir ibadetle,insanlığa,topluma yararlı  bir işle uğraşarak, geçip giden zamanın kıymetini bilip; onu çok güzel değerlendirmeliyiz. İnsan dünyanın güzelliğine ,onun meşgalesine aldanıp zamanını boşa harcamaktadır. Oysa ki zamanını eğlenerek, gezerek, tozarak geçiren bir insan ile kitap okuyan ,ibadet eden,Kur’an okuyan insan  bir değildir. Sonuçta vakit nakittir diye boşuna dememiş atalarımız.Vakit ayarlarımızı yaparken çok iyi yapmalıyız.
Bir Alman düşünür öğrencilerine ülkedeki tren seferlerinin  kalkış saatlerini soruyor:Öğrencileri tren saatlerinin çok karışık olduğunu öne sürüyor.Birisi;08:53 te,diğeri 11:56 da,bir diğeri 23:36.Öğrenciler bunun Avrupa'nın saatleri ayarlamadaki mantıksızlığı olarak görüyorlar.Hocaları şöyle cevap veriyor:Bu Avrupa'nın mantıksızlığı değil,müslümanların bize öğrettiği  mantıklı zaman kavramıdır,diyor.Müslümanlar ibadetlerini yaparken asla sabit bir zamana bağlı kalmazlar.Onlar da ezan ve namaz vakitleri sürekli değişir. Bu yüzden zamanı tamamiyla değirlendirmiş olurlar.Mimar Sinan'ı düşünelim kısacık ömrüne binlerce şaheseri sığdırmış.Biz ne yapabiliyoruz?Demek ki usta Mimar Sinan zamanını çok iyi kullanmış.
Çoğu yazar ve şair kısacık ömürlerine binlerce eser sığdırmıştır.İşte tam zamanı diyelim ve zamanımızı bu saniyeden itibaren değerlendirmek için kararlar alalım.Ömrümüze ömür katalım.
 İyi zamanlar...