Bir günde ülkemizin bir çok farklı yerinde orman yangınları başladı. Sebebi pek belli değil. Ama daha çok kasten yapıldığı düşünülüyor. Sebep her ne olursa olsun, onca cana kıymak gerekir miydi? Yazıktır, günahtır! Şu saatten sonra elimizden gelecek pek bir şey yok ne yazık ki.. Sadece dua etmekten başka çaremiz yok. Can kaybı olmaması için...

Genç çocuğun biri yetkililere içmek amacıyla su götürmek için yola çıkıyor. Suları veriyor. O sırada bir fotoğraf paylaşıyor. Ama o fotoğrafın son fotoğrafı olacağını kimse bilemezdi. Dönüş yolunda motosikletiyle kaza yapıyor. Ve alevlerin içinde hayata gözlerini yumuyor. Ne acı...

Bir kadın diyor ki, 15 bin liram vardı. Kanser hastasıyım. Paralarımı tedavim için biriktiriyordum. Kurtarmaya çalıştım ama olmadı. 2 tane keçim vardı. Onların ipini çözdüm kaçsınlar diye. Umarım iyilerdir. Kendinden önce başka canların canını düşünen hasta kadından ne istediniz.

Bu acı tabloların hikayeleri o kadar uzun ki. Yazmakla bitmez. Acımız da asla dinmez. Zor bu ülkede yaşamak. Kötülüklerin arasında nefes almak gerçekten çok zor. Cahit Zarifoğlu’nun sözü geliyor aklıma hep bu tarz olaylar oldukça. “Biliyor musunuz? Ben bu çağdan nefret ettim. Etimle, kemiğimle nefret ettim!”