Ne insanlar var. Bir sakız kağıdı çöpünü bile yere atmamak için, elinde, çantasında taşıyan... Ve ne insanlar var o insanlara rağmen bu memleketi, ağaçları, canlıları katleden... Diyecek sözler artık kifayetsiz diye kalıyor. Türkiye diye bir yerde yaşıyoruz değil mi? Gençler her şeyden şikayetçi diye binbir laf yiyorlar. Ama bir düşünün nasıl şikayetçi olmasınlar? İş olanağı yok, güvence yok en önemlisi huzur diye bir şey yok.

Kadınların kadınları korumasına kadar düştük bizler bu ülkede. Hatırlayın... Münevver Karabulut cinayeti kaç gün, hatta belki de kaç ay konuşulmuştu. Ülke sarsılmıştı bu vahşi cinayet yüzünden. Peki ya şimdi neredeyse her gün, vahşet dolu cinayetleri duydukça neden susuyoruz. Bu derece mi yobaz oldu bu ülke?

Diyorum ya diyecek söz yok artık. Her şeyi kabullendiriyorlar. Azıcık hala içinde vicdan kalan insanlar da bu hale gelmekten, kendilerinden utanıyorlar. Ne hala geldik. Ne acı halimize... Yıllar önce güven içinde yaşadığımız bu ülke nasıl bu hallere geldi? Sorguluyoruz. Sorguladıkça, kötü doğan sonuçlara gördükçe de gençlerden başka suçlu kalmıyor geriye. Her şeyde hemen siyaseti katmasaydık ortaya, belki de asıl suçluların kimler olduğunu görebilecektik.

Pek umut kalmadı artık. Ama derler ya Allah’tan ümit kesilmez diye. Umarız ülke yangınlardan da cinayetlerden de kötü olan her şeyden de kurtulur da, eskisi gibi gün yüzü görebiliriz. Duamız ve temennimiz bu yönde...