Bu aralar kiminle konuşsam zamanın yetmediğinden bahsediyor. O kadar hızlı yaşıyoruz ki her şeyi. Ne kendimize zaman ayırabiliyoruz ne de bir yakınımıza. Zaten virüsten dolayı sosyal faaliyetlerimizi unutur olduk.

Önceden hiç olmazsa bir arkadaşımızla bir kahve içip sohbet ederdik bize iyi gelirdi. Şimdi virüs bulaşır korkusuyla dışarı çıkmak istemiyoruz. Evlerimize de kabul edemiyoruz misafirimizi. Ama sosyal medyada paylaşılan fotoğraflara baktığımızda durum hiç te bu şekilde değil. Herkes her yerde ya bir kahve içiyor ya bir alışveriş yapıyor ya da gezmeye gitmiş. Sanırım virüsten korkan bir ben bir de benimle birlikte tanıdığım birkaç kişi kalmış. Evet hayat şartlarından dolayı kendimize çok fazla zaman ayıramaz olduk ama virüsten dolayı dışarı çıkmamış olsak eve o kadar çok şey bulabiliriz ki vakit geçirecek. Çocuklar varsa zaten evde vakit çok daha kıymetli oluyor. Onlarla evin içinde yapmış olabileceğimiz birkaç aktivite bize de moral oluyor. En azından akşamları az da olsa kitap okuma saati ayarlıyoruz ki hem ruhumuz hem bedenimiz dinlenmiş oluyor. Zaten televizyonlarda bu aralar çocuklara uygun programlar yok. Yazılı zamanları da geldi. Ne kadar onların beynini dinlendirmiş olursak sınavlarda daha başarılı olduklarını gördüm. Bazen birlikte geçirdiğimiz zamanlar bana bile ilaç gibi geliyor. Kendimize yapmış olduğumuz bir kahve ya da bir bardak çay yanında bir kitap ya da okumayı tercih etmeyenler için bir film izlemek bile yorgunluğumuza iyi geliyor. Esasında bu evde kaldığımız zamanları değerlendirmek gerekiyor. Virüs bittikten sonra zaten eski yaşamımıza döndüğümüzde yine bir koşuşturmaca başlayacak ve yine dinlenmeye zaman bulamayacağız.